medical park sponsorluğu üzerine fikir düşünce ve eleştiriler

“sponsor” zihniyetini bazı kesimlere izah etmem gerekmekte. markalaşmış bir ismin veya kuruluşun sponsor alırken dikkat edeceği hususlar önemlidir. öncelikli olarak sponsor olan firma, sizin firmanızın veya markanızın ismini ve geçmişini lekelememelidir. bazı şirketler ve markalar, size reklam vererek ve veya sponsor olarak sizin kuruluşunuzla özdeşleşebilir. örnek olarak beşiktaş ve beko arasındaki bağlantıya dikkatinizi çekerim. uzun yıllar boyunca beşiktaş formalarında yer alan “beko” isimli markanın olumsuz icraatları beşiktaş jimnastik kulubune de inanılmaz zararlar verebilecekti.
bazı kesimler maalesef sponsoru bir “hediye” olarak görmekteler. sponsor firmalar hiçbir zaman bağış veya hediyelerde bulunmazlar. çeşitli iletişim araçlarından birisi olan sponsorluğa yönelen firmaların maksatları bağışta veya yardımda bulunmak, sempatik geldiği için bir kuruluşa hibe usulü para aktarmak değil; çağımızın en büyük gücü olan “marka” konusunda hamleler yapmak ve kendi markalarını, sponsor oldukları markalar aracılığıyla hafızalara kazıyarak reklam yapmak, iletişim kurmaktır.
konu, beşiktaş inönü stadının isim haklarının satılması, sponsor firmaya isim hakkının satılması ise, bununla ilgili bir örneği ele alabiliriz. galatasaray spor kulübünün yeni yapılan stadının isim hakları “türk telekom” isimli özel bir şirkete satılmıştır. veya futbol federasyonunun en üst düzey liginin ismi yine birkaç defa satılmıştır. bir diğer örnek futbol federasyonu tarafından düzenlenen “türkiye kupası” organizasyonudur.
galatasaray spor kulübünü, futbol federasyonunu veya diğer firma kurum kuruluş ve markaları korumak gibi bir gayem olmadığından ötürü, ve bunu kaygı etmediğimden dolayı bu konularda yorum yapacak değilim. ancak bir beşiktaş taraftar olarak takımımın maçlarını oynayacağı stadın ismiyle ilgili yorum ve eleştiri hakkına sahibim? bu eleştirileri de “yemen ekşioğlu gibi” sponsorluk zihniyetiyle alakasız yollardan, basit duygu sömürüleriyle, insanların ceplerine laflar ederek ve tarih boyunca görülmemiş ve görülemeyecek darlıktaki zihniyetle yapacak veya bertaraf edecek değilim.
mevzu bahis sponsor adayımız söylentilere göre medical park hastaneleri.
bu hastaneleri idare eden yapının merkezindeki kişiler ve icraatları malumumuz veya değil, ecza deposundan yola çıkarak özel hastaneler zinciri kuran başarılı bir iş adamını ve arap bir girişimciyi kınayacak iftiralara boğacak değilim. ancak huzursuzluk duyduğum noktalar var, ve bunlardan bahsetmek istiyorum.
emine erdoğan’ın ‘ticari’den öteye geçmediğini ısrarla belirttiği ortaklığından ötürü bir huzursuzluk yaşamıyorum. kendisi karar ve yönetimde bir payı olmadığını belirtmiş bildiğim kadarıyla. yani holdingin veya hastanenin doktorlarını, hizmetlerini, maddi kaynaklarını sorgulayacak değilim, boyumu aşar!
medical park hastaneleri memleketin sağlık politikasında ne kadar söz sahibidir ben asıl bunu merak ediyorum.

özel hastanelerin bazılarının memleketin sağlık sistemini ve en tabi insanı hakkımız olan, devletin en önemli görevlerinden biri olan ücretsiz sağlık hizmetlerinden bizleri aslında mahrum ettiğini düşünüyorum. bunun suçlusu özel sağlık kuruluşları değil, tamamiyle devlet politikalarımız ve memleketimizdeki sağlık meselelerine yönelik ilgi ve alakanın “adam sen de” zihniyetinden öteye gidememiş olmasıdır. bu eleştirim de partilerle hükümetlerle sağlık maliye ile çalışma ve sosyal güvenlik bakanlıkları ile direk olarak alakalı değildir. bahsettiğim şeyler önceki hükümetlerden beri süregelmiş olan politikalar oldukları için bazılarınca son derece mantıksız ve yanlış gelebilir, buna da itirazım yok. ayrıca bu yazıyı okurken siz, eleştirebileceğim konulara katılıyor da olabilirsiniz, bu sizin siyasi görüşünüz olabilir… doktorların zorunlu hizmet adı altında diplomalarına devlet tarafından el konulmasını, muayenehane açma haklarının “tam gün yasası” adıyla ellerinden alınmasını ve böylece zorunlu hizmetini yapmak istemeyen bir doktorun zorunlu olarak özel hastenelerin kucağına düşük ücretler karşısında bırakılıyor oluşlarını, mesleğini icra etmekte olan insanların para kazanıp yaşam kurma mücadelelerini “meleklikle bağdaşmayan hareketler” olarak görüyor olabilirsiniz… veya eczanelerin kar marjının düşürülmesini, ssk’nın kapatılarak aslında devletin tek yönlü kontrolüne değil özel sektörün kontrolüne bırakılmasını, sosyal hukuk devletiyle bağdaşamayan sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası yasasından sonra vatandaşların özel sigorta şirketlerinin kucağına bırakılmasını sevinç ve mutlulukla karşılıyor olabilirsiniz. ancak ben, fikirlerim görüşlerim ve düşüncelerim doğrultusunda bunları yakışıksız, art niyetli olarak görmekteyim. medical park hastanelerinin, hedef ecza deposunun ve hedef alliance holding yönetim kurulu başkanı sayın ethem sancak’ın son dönemlerdeki radikal (olumlu veya olumsuz olması tartışmaya açıktır) değişimlerde, yani devletin sağlık politikalarındaki rolünü merak ediyorum. bu kişisel bir merak veya bir kişiye has bir soru değil tabi ki, sabancı holdingin, abdi ibrahimin veya novartisin, koç holdingin, garanti bankasının ve benzeri, ucu bucağı bir şekilde sigortacılığa, ilaca, sağlık hizmetlerine dayanan herkesin rolleri olup olmadığını merak ediyorum. ancak gördüklerim okuduklarımdan sonra medical park hastanelerinin konumu daha çok ilgimi çekiyor. bu ilgi çekicilik benim nezdimde emine erdoğan’dan ötürü değil, ethem sancak’tan ötürüdür.
peki sorabilirsiniz, memleketin sağlık politikalarına olan şüpheli yaklaşımım ile sponsorluğun ne alakası var ki beşiktaş için bu sponsorluğun son derece zararlı olacağını düşünüyorum? herhangi bir yargı veya hüküm niyetim veya olanağım olmadığı için ilerleyen zamanlarda inönü stadıyla medical park markasının özdeşleşebilmesi ihtimalinden korkuyorum. çünkü memleketin “bence” bozulan sağlık sisteminde “bence” medical park hastanelerinin rolü var. o nedenle bu endişemi anlamamış olan sizlere soruyorum:
yarın birgün, olur da bu endişelerimde haklı olduğum, sağlık politikalarına bu hastaneleri yöneten insanların görevleri kapsamında olmadan müdahil oldukları anlaşılırsa, ve o zaman inönü stadıyla medical park hastanelerinin isimleri özdeşleşmiş ve hafızalara kazınmış olursa, kaç milyon dolarla bu lekeyi beşiktaştan temizleyebileceksiniz?
evet! bu sponsorluğa, bu isim haklarının satılması konusuna benim itirazım var! çünkü bu zihniyetlerle beşiktaş’ın zenginleşmeyip içinin boşaldığını, lekelendiğini düşünüyorum.

bu yazının üzerine 4 veya 5 gün eğildim. sürekli taslak halindeydi ve bir yerleri değişti. ancak bugün yemen ekşioğlunun yazısını okuduktan sonra yazıya son halini vermek istedim. bu bağlamda yemen ekşioğlu’nun yazına yönelik yorumlarımı da aktarmak istiyorum:

Burası neresi? Dolmabahçe Stadı mı, Mithatpaşa Stadı mı, İnönü Stadı mı, Beşiktaş Stadı mı?…
burası beşiktaş inönü stadı, bilmiyor oluşunuza veya soruyor oluşunuza imkan vermediğim için tecahülü arif yaptığınızı varsayıyorum.
Kim rahatsız oluyor? Bu kulübe siyaseti sokmak isteyen bir kesimin ve bu kulübe hiçbir faydası olmayan asalak grubu!
benim bu durumdan son derece rahatsız olmam nasıl oluyor da kulübe siyaset sokmak oluyor ve ne hakla bana asalak damgasını vurduruyor bilmiyorum ancak ben bu medical park konusunda son derece rahatsızım! ve bence kulübe siyaseti sokmak isteyen, bu kulübe hiçbir faydası olmayan asalak gurubu yakıştırması eğer taraftarlara yöneltilecekse, öncelikle kongre öncesi “yeter” diye bağıranların üzerine meydan savaşı yaparcasına saldıranlar ve bu insanlara bilet dağıtılan yöneticilere, bu yöneticilerle olan dirsek temaslarından ötürü ekmeğini kaybetme korkusundan titreyen kalemlere bakılsın lütfen!
Soruyorum şimdi. Quaresma geldi, Schuster geldi, Guti geldi; kısacası şampiyonluklar istiyorsunuz, heyecan istiyorsunuz.
beşiktaş taraftarı birileri geldi birileri gitti diye şampiyonluklar istemez! burası siirt jetpa spor değil! beşiktaş taraftarı siyah beyaz formanın olduğu her branşta her zaman şampiyonluk ister! birileri küstüm oynamıyorum der ve paf takımı sürer sahaya, ama beşiktaş taraftarı onlardan da şampiyonluk ister! en önemlisi de beşiktaş taraftarı gelen yıldızların günü gelince gideceğini iyi bilir ama armasındaki yıldızın hiç gitmeyeceğini çok daha iyi bilir!
Hâlâ 10 sene önceki formalarla geliyorsunuz. Sakın demeyin, “Kardeşim 100 TL vermek kolay mı?”… Sana göre uygun forma da var Kartal Yuvası’nda. Atkı var, şapka var, t-shirt var. O işporta tezgahlarındaki fiyata, hem kalitelisi hem de yasal olanı var!
kulübe katkı sağlamak her beşiktaşlının görevidir. ancak maddi insanların maddi olanaklarını sorgulayarak olayı “gasp”a vardıran zihniyetten de, maddi katkı sağlayarak bununla övünen insanlardan da hiçbir zaman zerre haz etmedim edemedim. şu kadar para aktardım, bak kulübün kasasına şu kadar gömdüm, bak kulübü kendime borçlandırdım, bak şu kadar forma aldım diyen insanları katkı sağlıyor olarak görmedim, tam aksine, zarar verdiklerini ve beşiktaşımı paralarıyla boğduklarını düşündüm. bir taraftarın forma almaması kulübe maddi kayıp sağlar ancak bir başiktaşlının neden forma alınmadığı konusunda insanları eleştirmesi beşiktaşa manevi çok büyük zararlar verir. bu nedenle insanların harcamaları yönlendirilmemeli, sorgulanmamalı, yersiz ve nedensizce eleştirilmemeli. insanlar kartal yuvalarından birşeyler almasın demiyorum, ancak almak istemeyen kişilerin beşiktaşlılığını sorgulayanlara da beşiktaşa zarar verdiklerini, ve bir insanın beşiktaşlılığını sorgulamanın herşeyden öte ayıp olduğunu hatırlatırım!
Hanginiz kulübün sponsorları olan İntercity’den araba kiraladınız? Hanginiz Beşiktaş’ın Avea hattını kullanıyorsunuz? Hanginiz Ülker’in, Cola Turka’nın ürünlerini kullanıyorsunuz? Hanginiz Acıbadem Sigorta’nın imkanlarından faydalanıyorsunuz? Hanginiz Vestel ürünlerini, hanginiz Türk Telekom’u kullanıyorsunuz? Hanginiz Doğuş Holding’in ürünlerini kullanıyorsunuz? Hanginiz çocuğunuza Ülker’in çıkardığı ‘Beşiktaş çikolataları’ndan alıyorsunuz? Eğer bunların hiçbirini yapmıyorsanız, kusura bakmayın ama bazı şeyleri istemeye hakkınız yok!
sponsorluk zihniyeti renklere değil zevklere ve maddi getirilere göredir. inönü stadındaki reklam panoları saadettin saran’a ait diye bunu eleştirmek ne kadar sponsorluk zihniyetine aykırıysa ülker çikolota yapmış neden alınmıyor diye sorgulamak da sponsorluk zihniyetini anlamamış olmaktan dolayıdır. endüstriyel futbol tartışmaları bir yana, bu firmalar bu ürünleri beşiktaş taraftarı alabilsin diye değil, beşiktaş kulübü aracılığıyla kendi reklamlarını yapmak için hazırlamaktalar. yani benim intercity’den araba kiralamamam, avea kullanmamam, acıbademle alakamın olmaması, ülker yerine inatla eti tercih etmem benim beşiktaşlılığımdan birşey kaybettirmez. gerçi burada sorgulanan beşiktaşlılık değil, eleştirmeye hakkım olup olmadığı sanırım? bir beşiktaşlı olarak maddiyattan uzak manevi kaygılar taşımam, daha güzel olmasını istediğim memleketimdeki çirkinlikler üzerine eleştirilerim ve endişelerim; veyahut beşiktaşın manevi değerleri üzerine kendimce birşeyler yazıp çiziyor olmam birilerinin bana tanıyabileceği, hatta ve hatta yemen akşioğlu’nun bana tanıyabileceği bir hak mıdır? burada bahsettiğim ve eleştirdiğim konular maddiyattan ziyade maneviyat üzerinedir. bu bağlamda yemen ekşioğlu’na da aynı tavsiyeyi acizane iletiyorum.
‘Medical Stadyumu’ olması benim için hiç farketmez. Kulübe giren artısı benim için önemli…
bu isim benim için çok farkeder. beşiktaş üzerinden bence görevi olmadığı halde devletin sağlık politikalarında söz hakkı olmaya çalışan, maddi çıkarları için inandığım ve bağlandığım sosyal hukuk devletinin sosyal kısmını zedeleyen bir zihniyeti hoşgöremiyor, kabullenemiyor oluşum “bence” beşiktaş’a zarar vermek niyetiyle değil, beşiktaşı korumak içgüdüsüyle yönelttiğim eleştirilerimde gizlidir.
“Ben Beşiktaşlı’yım” diyenlerin ‘Medical’ projesine karşı çıkmaması lazım!
kesinlikle yanlış bir önerme de olsa “kişisel” bir önerme olduğu için her nasıl ki zihniyetim, kaygılarım tamamen “bence” ise, bu önerme de “bence” yanlış da olsa “yemen ekşioğlu’nca”. ancak şiddetle bu önermeye karşı çıktığımı ve zerre katılmadığımı da belirtiyorum!
insanlar medical park sponsorluğuna karşı çıkabilirler, katılabilirler. bunu beşiktaşlılıkla ilişkilendirmek son derece yanlış. kişilerin bireysel kabiliyetleri ölçütünde hür iradeler, hür fikirleri vardır. bizler, fikri hür, vicdanı hür bireyler olarak etiketler yapıştırarak bizleri zorlayan ve fikirlerimizi bu dar kapsamlarla sıkıştıran kişilerle hem fikir olmayabiliriz. bu projeye karşı çıkmak benim kötü bir beşiktaş’lı olduğum manasına gelmez, kendimce birşeyleri işleme tabi tutuyor ve neticesinde aldığım sonuçlarla fikirler üreterek buna göre hareket edebiliyor oluşumu gösterir.

medical park sponsorluğu üzerine fikir düşünce ve eleştiriler” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s