beşiktaş maç da alır maç da verir

beşiktaş maç da alır maç da verir; ama biz beşiktaş’ın beşiktaş gibi oynamasını istiyoruz.
tribünler destek de olur, tepkisini de koyar; ama biz tribünlerin beşiktaşlı gibi olmasını istiyoruz.
rakip iyi de oynayabilir kötü de oynayabilir; ama biz rakibimizin ahlaklı ve cesur olmasını istiyoruz.
hakem maçı pürüzsüz de yönetebilir, insandır, hata da yapabilir; ama biz artniyetli davranmayan hakem istiyoruz.
beşiktaş takımı sahaya çıkar, rakibini de yener, hakemi de yener. biz böyle bir beşiktaş istiyoruz.

minik takım (l’equip petit) from newalaqasaba on Vimeo.

sabretmemiz lazım galiba. çok uzun bir süre sabretmemiz lazım. bizi dibe mi itiyor borç batağına mı sürüklüyor yıldırım demirören? belki dibi de görmemiz lazım. takım yeniliyor mu? belki kaç maç boyunca gol atamaması fark yemesi de lazım.
beşiktaş bu, maç da alır maç da verir. iyi de oynayabilir kötü de. maçı kazanınca sevinci ayrıdır, maç kaybedince hüznü ayrıdır.

dileyen paralara tapar, dileyen kupaların altında yatar, dileyen kafa kağıdının dışına bakmaz, isteyen istediğini sever arkadaş. kimsenin sevdasına kutsalına laf söz edecek kimsenin “tek” bildiğini sorgulayacak değiliz. ama hiç kimse de sevdiği şeyler uğruna bizim sevdiğimiz şeyleri baltalamasın!
biz adaleti seviyoruz, siz adaleti bitirince ne olduğunu görüyorsunuz.
maç boyunca küfürler edilmiş, hiç hoş değil; sahaya madde atılmış meşale atılmış, hiç hoş değil; futbolcular hakeme saygısızlık yapmış, bu da hoş değil; rakip takım korkudan titrer hale gelmiş kaosun ortasında, olacak şey mi; ama bilinmesi lazım, bu gece orada adalet yoktu.
ancak herşeye rağmen futbolcusuna “vur vur kır” diye bağırdıysa bugün orada beşiktaşlılar, kimse kusura bakmasın ama bu tribünün de bu taraftarın da hiç kimseden hiçbir farkı kalmamıştır. rakibini sakatlamak için futbolcusuna talimat veren fatih terimden mentalitenizi nasıl ayırt edebilirsiniz ki? her yol mübahtır diyerek amaca kitlenen ve ar namus tanımayan galatasaraydan ne farkınız kalır ki?
tek tek pozisyon pozisyon inceleyecek değiliz. kaç metre uzaktan neyi ne kadar görebiliriz? ama senelerdir aynı noktadan kaç maç izledik, az buçuk nerde ne olduğunu da acizane görüyoruz değil mi? ofsayt tartışmaları kadar saçma şeyler yoktur. olmuş bitmiş, ofsayt da olsa yemeseydin? gol diye haneye yazıldıktan sonra yapacak birşey yok. sonra gidip başka bir zamanda kendince adalet sağlıyor maçın hakemi, buna da zaten eyyamcılık deniyor. yok şurda faul mü var, burda şu mu var, belki maçın sertliğine belki olayın gelişimine göre yorumlanabilir, gayet mümkün. ancak hakeme saygısızlık yapıldığı için bir sporcu oyundan ihraç ediliyor da, onun birkaç dakika öncesinde başka bir sporcu daha ağır bir saygısızlık yaptığında neden herhangi bir ceza verilmiyor? işte bu mevzu zaten bu gecenin adaletsizliğinin özetidir. taraftar şunu yapmış bunu demiş, sporcu şöyle yapmış böyle demiş, be adamın evladı, bi sorsana o kadar insanı çileden nasıl çıkartabildiğini? yahu, hırsızın hiç mi suçu yok?
bir de işin en pis tarafı, şu şunu yapmış geçen sene, bu buna şöyle demiş geçen sene diye ahlak zabıtası kesilenler, bu günki maçın hakemiyle ne görüştüler hangi konuda anlaştılar? bu gece de o tertemiz ahlaklarını bir konuştursalar? çıkıp deseler ki fikstürü de biz belirledik, hakemleri de biz belirledik, başa da bizim istediğimiz bir kukla kondu, karışan edenimiz de yok, bak senin isyan ettiğin saç baş yolduğun önemli anları biz özete bile koydurtmuyoruz, kimse bizi suçlayamıyor da, ve en başından biz belirledik zaten sonucu deseler?

bakın biz sevdalıyız. bi çıkarımız yok ki sevinmekten başka? siz gidin isminizi istediğiniz yerde ünlendirin, istediğiniz parayı istediğiniz yerden çekin, istediğiniz kişiyle istediğiniz teması kurun ama birincisi bizim masumiyetimize dokunmayın, ikincisi de çok bir masummuşsunuz gibi ortalıkta dolaşmayın…

ne beşiktaş ne galatasaray sizin ego tatmini yapabileceğiniz, türlü oyunlarla adını kirletebileceğiniz yerler değil, bazı insanların kutsalıdır bunlar.

30bin kişinin kutsalını hiç ediyor hırpalıyor ve orada sağlaman gereken adaleti paçalarından akıtıyor alenen zıngır zıngır titriyorsan, bunu kaldıracak vasfın kişiliğin ve kabiliyetin yoksa, kusura bakma ama sayın göçek, senin orda ne işin vardı?

bu arada, daha önceden kendisiyle ilgili en ufak olumlu veya olumsuz görüşüm olmamasına rağmen bugün sabri sarıoğlu’nu kişiliğinden ötürü ayrı bir takdir ettim. tribünlerin sahaya inmeye çalıştığı ve cisimler attığı dakikalarda sakince kenara geldi o sağanak altında beşiktaşlı sporcularla birlikte yapması gerekenden daha ötesini yaptı. belki insanların gözünden kaçmış olabilir ama, başka bambaşka bir hareketti. karakteri ve ahlakı zayıf bir sporcu olsaydı olayları tırmandırabilirdi. ama o sakince olayların yatışmasını bekledi.

önemli bir not: dün akşam kadıköyde oynanan bir karşılaşmada ankaradan bir arkadaşımız, onur karabudak, ağır yaralanmış. dün ve bugün iyi haberler geldi. yarın daha iyi haberler de gelecektir. günü gelince rakip takım taraftarına ayrılan tribünde kendisini dimdik sapasağlam görmek istiyoruz. geçmiş olsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s